PAYLAŞ

İnşaat mühendisliği için bir yüksek lisans dalı olan deprem mühendisliği, doğal ve insan üretimi çevreyi, sismik riski sosyo-ekonomik açıdan kabul edilebilir bir düzeye sınırlayarak, depremden korunmasıyla ilgili bir bilim dalıdır. Özellikle ülkemizin bu tehlike karşısındaki durumu düşünüldüğünde önemi daha da artan bu mühendisliği yazımızda mercek altına aldık.

Doğal afetler içinde en kaçınılmazı olan deprem, en yıkıcı doğal afetlerden biridir. Ülkemiz bu konuda fazlasıyla acı tecrübeler yaşadı. Özellikle 1999 Marmara depremi büyük hasarlara yol açtı. Bu felaketin ardından ülkemiz deprem konusunda bilinçlenmeye başladı fakat yine de yaşayanların %95’inin deprem bölgesinde yaşadığı bir ülke için hala yeterli bilinç seviyesine ulaşamadık. Yaşadığımız bu kayıplara rağmen gerekli önlemleri halen alamadığımızı veya almadığımızı 2011 Van depreminde gördük. Depreme karşı alınacak önlemlerde pek çok farklı meslek grubuna görevler düşüyor. Ülkemizde 1999 yılından itibaren tanınmaya başlanan deprem mühendisliği de bu gruplar arasında yer alıyor. Deprem mühendisliğini incelemeye başlamadan önce ülkemizde depreme hazırlık durumunu ve diğer basit önlemlerden biraz bahsedelim.

Ülkemizde şu an 6 milyondan fazla konut riskli durumda. Bu konutların yeniden inşasının tahmini maliyeti 150 milyar dolar civarında. Önümüzdeki yıllarda kentsel dönüşüm başarılı bir şekilde gerçekleştirilirse bu konutların büyük kısmının yenilenmesi planlanıyor. Peki bir binayı depreme karşı güvenli veya güvensiz kılan faktörler neler? Kaliteli/ kalitesiz malzeme kullanımı, su yalıtımı, arazi seçimi ve çatı standartları bu faktörlerden başlıcaları. Bu faktörlerin projelerde başarıyla uygulanması da sıkı bir denetime ve bilinçli inşaat mühendislerine bağlı. Bu sebeple inşaat mühendislerine ve inşaatlarda denetimi sağlayan kurumlara büyük bir görev düşüyor.

Deprem Mühendisliği Nedir?

Öncellikle deprem mühendisliği, inşaat mühendisliği için bir yüksek lisans dalıdır. Türkiye’de genel olarak deprem mühendisliği, jeofizik mühendisliği ile karıştırılır. Jeofizik mühendisliği depremlerin oluşumunu, sebeplerini ve yer kabuğu hareketlerini inceler. Beklenen depremler hakkındaki tahminleri bu mühendislik dalı yapar. Pek çoğumuzun “Deprem Dede” olarak tanıdığımız, 2013 yılında kaybettiğimiz, Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara bir jeofizik mühendisidir. Deprem mühendisliği ise her türlü yapının depreme dayanıklılığını arttırmaya çalışır. Temel olarak küçük bir depremde yapının hasar almamasını sağlamaya, büyük bir depremde ise yapının ağır hasar almasını ve yıkılmasını önlemeye çalışır. Daha genel bir tanım yapmamız gerekirse deprem mühendisliği toplumu, doğal ve insan üretimi çevreyi, sismik riski sosyo-ekonomik açıdan kabul edilebilir bir düzeye sınırlayarak, depremden korunmasıyla ilgili bir bilim dalıdır. Aslında deprem mühendisliği yapı mühendisliği, geoteknik mühendisliği, makine mühendisliği, kimya mühendisliği gibi pek çok farklı alanın bir alt kümesidir.

Çalışma Alanları

Deprem mühendislerinin çalışmaları ise birkaç farklı konu başlığı altında gruplandırılabilir. İlk olarak bu çalışmalar temelde aynı şeyleri hedefler. Bu hedefler güçlü bir depremin kentsel alan ve altyapıda oluşturabileceği potansiyel sonuçları tahmin etmek, depremde beklentileri karşılayacak bir yapı tasarlayıp inşa etmek ve muhafaza etmektir.

Bu çalışmaların ilkini sismik yüklemeler olarak özetleyebiliriz. Sismik yükleme, deprem tarafından oluşturulan uyarıcıların binaya uygulanmasıdır. Bu durum bir yapının zemininden, bitişik olduğu yapının temas yüzeylerinden ya da tsunaminin çekim dalgalarından meydana gelir. Sismik performans, bir yapının güvenlik ve kullanılabilirlik gibi temel işlevlerini bir deprem sonrasında halen yerine getirebilme yeteneğidir. Yeni bir alanı incelemeden önce güvenlik ve kullanılabilirlik kavramlarını biraz detaylandıralım. Güvenlik, bir yapının içindeki veya etrafındaki canlıların hayatlarını ve esenliklerini yıkılmayarak tehlikeye atmama durumudur. Kullanılabilirlik ise bir yapının tasarlandığı işlevleri devam ettirebilme durumudur. Sismik titreşim kontrolü de yapılarda sismik etkileri hafifletmeye amaçlayan çalışmalar grubudur. Pasif, aktif veya hibrit olarak sınıflandırabileceğimiz bir dizi teknik araç kullanılır. Sismik dizayn ise deprem riskine maruz kalan yapıları tasarlamak ve güçlendirmek için yapılan çalışmalardır.

Çalışmalar haricinde deprem mühendisleri pek çok farklı araştırma ile de uğraşmakta. Bu araştırmalar daha önce incelediğimiz alanlarda yeni bulgular elde etmek amacıyla hem saha araştırmaları hem de analitik araştırmalar olarak gerçekleştiriliyor. Bu araştırmalardan elde edilen bilgilerin sismik dizayn alanında değerlendirilmesi ile depreme dayanıklı yapılar tasarlamak ve inşasında bulunmak deprem mühendislerinin görevlerindendir. Yeni binalar haricinde eski binaları ve tarihi eserleri ayakta tutmak da deprem mühendislerinin yetki alanlarından biridir. Son olarak tahmini depremlerde yaşanacak hasar ve kayıp tahminlerini de deprem mühendisleri yapar.

Gördüğümüz gibi deprem mühendisleri pek çok farklı alanda önemli çalışmalar yapmakta ve önemli araştırmalar gerçekleştirmekte fakat depreme karşı alacağımız önlemler sadece deprem mühendislerinin çabalarıyla sınırlı değil. İnşaat mühendisleri ve denetim sağlayan kurumlar da pek çok önemli sorumluluğa sahip. Umarız başarılı geçecek bir kentsel dönüşüm sonrasında depreme karşı korumasız yapılar azalır. Beklenen depremlere hazır bir şekilde yakalanır, en az hasar ile atlatırız. Böylece engelleyemeyeceğimiz bir doğal afet olan depremden korkmadan yaşamayı başarabiliriz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz