PAYLAŞ

Dünyada yapılan en eski ikinci metro projesi olarak bilinen Tünel, 17 Ocak 1875’te büyük bir törenle İstanbul’da açılmıştı. Aynı zamanda tamamı yer altında olmasıyla dünyada bir ilkti. Beyoğlu ve Karaköy’ü birbirine bağlayan 573 metrelik bu metro hattının fikir babası Fransız mühendis Eugene Henri Gavand’dı. Hayata geçiren şirketse The Metropolitan Railway Of Constantinople From Galata to Pera’ydı.

Tünel’in Güzergahı

Metro Projesi Gavand’dan

2 lokasyon arasındaki yokuşun ulaşım için zorlayıcı bir detay olduğunu gören Gavand, projesiyle dönemin padişahı Sultan Abdülaziz Han’ın onayını aldı ve yaklaşık 4 sene gibi bir sürede tamamladı. İlk denemeleri hayvanlarla ve yüklerle yapılan tünelin işletme hakkı 42 yıllığına projeyi yapan şirkete verilmişti. Günümüzde de adını çokça duyduğumuz ”yap,işlet,devret” modeliyle hayata geçirildi. 180 bin Osmanlı Lirasına mal olan yapı her biri 150 beygir gücünde olan iki adet buhar makinesiyle çalışıyordu.

 

Gaz Lambalarıyla Aydınlatma

İç aydınlatmasında gaz lambaları kullanılmış olan yapı, sistem olarak günümüz metro anlayışından ziyade eğimli bir açıyla hareket eden dev iki asansör gibi düşünülebilir. Çelik zemin üzerinde hareket eden vagonların lastik tekerlekleri sayesinde yolculuk konforlu bir şekilde sarsıntısız olarak gerçekleşmektedir.

Olayın mühendislik yanı bir yana ekonomik olarak zor günler geçiren Osmanlı İmparatorluğu’nun neden böyle bir projeye kalkıştığını sorarsak şu çıkarımları yapabiliriz.

  • Osmanlının o günlerde dönemine göre büyük sayılabilecek projelerinden ilki bu değildi. Batılılaşma eserlerinin dışında deniz taşımacılığı, demiryolları ve tramvay sektöründe de ilk adımlar atılmıştı. Osmanlı bu tarz yapılarla devletini geliştirerek dünyayı yakalamaya çalışıyordu denebilir.
  • Başka bir bakış açısıyla da bakarsak; Osmanlı İmparatorluğu borçlarını gelirleriyle ödeyemediğinden hayatta kalmak için para çevirmek zorundaydı. Para çevirmeden kastım eski borçlarını kapatmak için başka bir yerden yeni kaynak bulup ona borçlanmak. Bunun için de bakındığı kişiler Beyoğlu’nda yaşayan dönemin zengin insanlarıydı. Ağırlıklı olarak yabancı uyruklu olan bu insanlar mutlu edilmeliydi çünkü bu kişiler Avrupa’dan gelmişti ve  yaşadıkları yerler hakkında devletten birçok istekleri vardı Osmanlı da buna göre bir politika yürütmüştü. Modern anlamda ilk belediyeciliği -6. Daire-i Belediye- Beyoğlu’nda hayata geçirmesi de bunun bir örneğidir. Metro projesi de belki bu kapsama alınabilir. Yapılan ilkler bunlarla da kalmamıştır. Bu konu hakkında daha detaylı bir yazı okumak isterseniz bu linke tıklayınız.
    6. Daire-i Belediye (İlk belediye binası)

    6. Daire-i Belediye (İlk belediye binası)

  • Son bakış açısı ise; eğimli arazisiyle ticareti ve ulaşımı zora sokan Karaköy – Beyoğlu yokuşunu ses getirecek bir projeyle aşarak dikkatleri çekmekti denebilir.

2 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz