PAYLAŞ

1971 doğumlu Japon mimar Sou Fujimoto, Tokyo Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Mimarlık Bölümü’nden 1994 yılında mezun oldu. 2000 yılında Tokyo’daki ofsini açtı. 2001’den beri Tokyo Fen Üniversitesi, 2004’ten beri Showa Wemen Üniversitesi ve 2007’den beri de Kyoto Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi veriyor.

“Mimarlık yaparak sadece bina değil aynı zamanda içindeki yaşamı da tasarlamış oluyorsunuz.”

Japonya’da yeni mimar kuşağın öne çıkan isimlerinden Fujimoto, kariyerinin ilk günlerinden bu yana kendine güvenen bağımsız bir tavrı benimsedi. Projelerinde şefafığı öne çıkaran ve zıt unsurları bir araya getiren tasarımlarıyla ön plana çıkan mimar, şimdiye kadar hep karşı kutuplarda görülen doğa ile mimarlık arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesi gerektiğini; aynı zamanda mimarlık aracılığıyla farklı şefafıkların kurgulanabileceğini kanıtladı. Doğa ile yapılı çevre arasındaki benzerliğe dikkat çeken Fujimoto, iki ortamın da küçük parçalarla çevrili olduğunu ve bunların tasarımın kaynağı olarak değerlendirilebileceğini göstermeye çalışıyor. Trakya Cam’ın bu yıl ilk kez düzenlediği “T Buluşmaları’’na dünyaca ünlü mimar Sou Fujimoto konuşmacı olarak katıldı.
“Mimarinin Şefaf Yüzü” sloganıyla düzenlenen etkinlik, büyük ilgi gördü. Etkinlik, mimarlar, tasarımcılar ve yapı sektörü profesyonellerinin yanı sıra öğrencilerinden oluşan bine yakın katılımcıyla gerçekleşti.

Biz de BÜYAP olarak Sou Fujimoto’yu dinlemeye gelenler arasındaydık. Dünyada çağdaş mimarlığın önemli isimleri arasında gösterilen Sou Fujimoto, “Doğa ve Mimari Arasında” başlığıyla yaptığı sunumda “Yaşam ortamlarının yarısı doğal ise yarısını da biz mimarlar yaratıyoruz.” dedi. Son dönemde birçok sıradışı projeye imza atan Fujimoto konuşmasında Serpentine Gallery, House N ve House NA evleri, Souk Miraje, Toilet in Nature, Musashino Sanat Üniversitesi Kütüphanesi ve Montpellier’de tasarladığı yüksek katlı konut projesinden bahseti. “Mimarlık tutku işi, ben mimarlığı seviyordum. Mimarlığı seviyorsanız mimarlık yapın, aksi takdirde yöneleceğiniz birçok meslek alanı var.» diyerek öğrencilere tavsiyelerde bulunan Fujimoto, İstanbul gibi bir kente yaşamanın da oldukça ilham verici olduğunu belirti ve konuşmasını “En önemli şey mimarlık tarihini sevmeniz, öğrenmeniz değil.” diyerek noktaladı. Fujimoto’nun konuşmasında bahsetiği bazı tasarımlarını sayfalarımıza taşıdık.

SERPENTINE GALLERY

“İçerisi ile dışarısı arasında bir şey inşa etmek istedik.”

İç / dış, basitlik / karmaşıklık ve doğa / mimarlık; Fujimoto’nun mimarisini tanımlayan güzel zıtlıklar. Temel olarak devasa bir grid sistemden oluşan yapı etkileyiciliği ve
yumuşaklığı ile buluta benziyor. Bu öyle bir bulut ki, kimi yerde bir mobilyaya dönüşen gridin üzerine oturan biri adeta bulutla birlikte akıyor gibi gözüküyor. Kapı ya da
pencerenin bulunmadığı bu pavyonda neresinin iç neresinin ise dış mekân olduğuna
ilk bakışta karar vermek oldukça güç çünkü yapı bazı yerlerde yapay bir peyzaj gibi davranmakta.

 

HOUSE N :“Hem çok korunaklı,hem de çok açık bir alan.”

House N ilk bakışta insanın aklına şu tekerlemeyi getiriyor: “Kutu kutu pense… ”3 katmandan oluşan duvarlarıyla bu konut, içten dışa kullanılan bir mekân. İlk katman dış duvarı oluştururken, 2. katman yer yer şefafığı barındırıyor, 3. katman ise bir küçük kutu ile mekânı iyiden iyiye derinleştiriyor. Arada derede kalmış bu mekânlar hayatın seçimlerini zenginleştiriyor.

TOILET IN NATURE: Doğanın içinde sıradışı bir tuvalet!

Herkese açık ama özel bir mekân olan bu tuvalet zıtlıkların elinde büyüyüp serpilirken mimarinin temel konusu haline geliyor. Doğa / mimari / doğa konseptiyle bir bahçenin içinde yer alan tuvalet, kalabalık içinde yalnızlık hissini yaratmayı amaçlıyor. Ahşap boruların yere saplanarak oluşturduğu bahçe duvarı bu hissin kaynağını oluşturuyor.

HOUSE NA: Şeffaflığın Sınırlarını Zorlayan Konut

Tokyo’da yer alan bu konut, 45 metrekarelik bir alan üzerine inşa edildi. Mimar bu projenin farklılık / çeşitlilik tarafından tanımlandığının altını çizerken 20 farklı mekân / alan / köşe yaratmış. Her biri farklı kota bulunan mekânların bazıları sadece bir mobilya ebadına sahip. Bir bilmeceyi andıran bu 20 farklı mekân, aslında farklı bileşenleriyle rafarı süsleyen kozmetik ürünler gibi tek bir mekâna hapsolmuş durumda. İşverenin günlük hayatını seçmesine izin veren bu konut, yumuşak bir sınır ile korunuyor.

SOUK MIRAGE AVM ve İş Merkezi

Bir AVM’nin tasarlanması söz konusu olduğunda bu kadar büyük bir ölçeğin zorlayıcı olduğunu belirtmeden geçemeyen mimar; alışık olduğu coğrafyadan uzakta, yer ve iklime karşı nasıl tepki vereceğini kurgularken alışverişin yürümeyi gerektiren bir eylem olmasından ilhamını aldığını söyledi. Uzun zaman geçirilebilecek bir mekân tasarlamak adına, mimar içinde su öğesini barındıran devasa bir boşluk yaratarak iklimi kontrolü
altına almayı amaçlıyor. Fujimoto, gölgelik yapmak yerine projenin bütününü ışığın kontrol edilmesine yardım eder biçimlerin farklı ölçeklerde ama aynı geometride kendilerini tekrar etmesinden yararlanıyor. Siluetin şeklini ise ışığın yoğunluğu belirliyor.

Musashino Üniversitesi Kütüphanesi

“Labirent gibi döşenen kitaplıkların sonu gelmeyen bir kitap ormanı.”

Kitapseverler için bu yapı adeta bir kitap ormanı ve mimar, bu tasarımı ile ormanda yürürken yeni fikirlerin ortaya çıkabilme ihtimalini sorguluyor. Yapının eğrisel geometrisi ona sonsuzluk hissinin bir replikası özelliğine sahip olma hakkı tanıyor.Yapının bir başka özelliği ise ihtiyaç durumunda dış duvarı oluşturan strüktürün kaldırılması ile büyültülebilmesi.

 

Rol model olmuş mimar ve mühendisler hakkında daha fazla yazı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz…

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz