PAYLAŞ
Öncelikle StructPedia ailesini kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Röportajımıza başlamadan önce sizleri tanımak isteriz. Ömer Genç kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

Ben İstanbul Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliğinden 1990 yılında mezun oldum. Mezun olduğumdan beri de özel sektörde çalışıyorum. Çalışma hayatımın tamamı özel sektörde geçti. Yurt içi ve yurt dışında farklı şirketlerde ve değişik projelerde görev aldım. Ve hala özel sektörde devam ediyorum. Şu anda da İstanbul Finans Merkezi’nde Halk GYO kulelerini yapmaktayız.

Peki iş hayatınızda hangi projelerde çalıştınız? Bu zamana kadar ne tür zorluklarla karşılaştınız anlatabilir misiniz?

Mezun olduğumuz dönemde Türkiye’de bir toplu konut hamlesi vardı, ciddi bir şekilde toplu konut üretimi vardı. Biz de o zamanlar bu toplu konut projelerinde çalışma imkanı bulduk, çoğunlukla bunlar tünel kalıpla yapılan projelerdi. Hem Türkiye’de hem de yurt dışında öncelikle toplu konut projelerinde çalıştım. Sonrasında alt geçit, üst geçit, köprülü kavşak, alışveriş merkezi şeklinde gelişti. Benim kariyerimin en önemli binalarından birisi şantiye şefi olarak keyifle çalıştığım Ankara’daki Armada Alışveriş Merkezi olmuştur. Daha sonra uzun bir süre yurt dışında iş geliştirme amacıyla bulundum. Türkiye’ye döndükten sonra tekrar özel sektörde devam ettim. Son 9 yıldır da Ankara merkezli YDA İnşaat’ta devam ediyorum.

Projenin ihale süreci bittikten sonra başlama ve bitişine kadar proje müdürü hangi çalışmaları yapar, ne tür aşamalardan sorumludur? Proje müdürünün görev ve sorumlulukları nelerdir?

Proje müdürü inşaatın tamamından sorumludur. Hem imalattan hem de yönetimden sorumludur. İnşaat işinde belli kriterler vardır. Kalite, süre, maliyet gibi. Proje müdürünün asli görevi burada optimum noktayı yakalamaktır. Yani en kaliteli işi zamanında, en ekonomik koşullarda bitirmektir. Bunun için gerekli insan gücünü, ekipmanı, tedarikçileri, alt yüklenicileri temin ederek iş programıyla beraber uygun bir şekilde tamamlanabilmesi için gerekli bütün çalışmaları yapan kişidir.

Türkiye Finans Merkezi HALKGYO Projesinde hangi tür beton ve demir sınıfı kullanılmaktadır? Bunların tercih edilme sebebi nedir?

Yüksek yapı sınıfına giren bu projede 2 tane kule yapıyoruz. Bir, 156 metre diğeri ise 208 metre yüksekliğinde olacak. Betonarme Projesi Türkiye’nin önde gelen proje bürolarından Balkar tarafından yapıldı. C60 beton tercih edildi. Bu tamamen projecinin tercihidir. Türkiye için oldukça yüksek sınıflı bir beton tabi bizim mesleğe ilk başladığımız yılları düşündüğümüzde gerçekten çok ciddi bir beton; çünkü o zamanlar B225 derdik biz, yani sınıflar da farklı isimlendirilirdi. Şimdi bunlar gerçekten çok ciddi sınıflı betonlar, kendine göre zorlukları var tabii ki böyle bir beton sınıfıyla çalışmanın. Özellikle bakanlık tarafından yeni yürürlüğe konulan çipli beton uygulaması sonrasında santrallerden kaynaklı sorunları minimize etmekte oldukça zorlanıyoruz. Yani betonun kalitesini elde etmek için  pek çok değişken var, bunların hepsinin iyi olması gerekiyor. Yani bir kere malzemenin iyi olması gerekiyor. Santralde çalışan ekipmanın, ekibin ve çalıştıran kişinin kaliteli olması gerekiyor. Numuneyi alan kişi de çok iyi olmalı. Tecrübelerimizde şunu görüyoruz ve bu projede de yaşıyoruz, numune alımından kaynaklı sorunlar yaşıyoruz. Yani aldığımız 9 tane numuneden 7 tanesi birbirine çok yakın ve iyi sonuç verirken 2 tanesi düşük çıktığı zaman betonun ortalamasını düşürüyor.

Biz bunu çok görüyoruz aslında, ya numune alırken hata yapılmış ya da numuneyi kırılmasında laboratuvarda başlıklarını hazırlarken, onun kesimini yaparken hata yapılmış. Tabi bakanlığın yaptığı çalışma çok doğru, ama C60 türü betonlarda 28 günlük dayanımın yanında 56 güne ve 90 güne de bakmak gerekiyor. Çünkü bizim döktüğümüz betonlar kütle betonları sınıfına girmektedir. Ebatlarımız, kesitlerimiz çok büyük. O nedenle betonun sıcaklığını da kontrol etmemiz gerekiyor. Bu nedenle de cüruf gibi mineral katkılar kullanmamız gerekiyor. Cüruf da betonun 28 günlük dayanımını düşürürken 56. ve 90. günde çok daha yüksek sınıflara çıkarıyor. Yani priz hızını biraz düşürüyor. Zaten ısıyı da böyle düşürmeye çalışıyoruz. Demir olarak da B 420 C kullanıyoruz. Bizim kullandığımız tüm betonlarda ve demirlerde gerekli her tülü testler yapılıyor. Demirde tüm çekme testlerini yapıyoruz, betonda da tüm basınç dayanım testlerini yapıyoruz, bu konuda oldukça titiz davranıyoruz.

Yüksek yapılarda kulelerde çalışma olanakları için neler yapılıyor? Rüzgar panellerinin yerleştirilmesi ve kule vinç çalışma tekniğinden bahsedebilir misiniz?

Böyle bir inşaatı kule vinç olmadan yapmak mümkün değil tabii ki. Bir projeye başlarken en önemli şey kule vinçlerin yerleşimi, kule vinçlerin sahadaki yeri, bina yükseldikçe binaya nasıl bağlanacağı, hangi kotlardan bağlanacağı, kule vincin bom uzunluğu, kapasitesi, kaldırma kapasitesidir. Bütün bunları gerçekten çok dikkatli yapmak gerekiyor. Çünkü belli bir aşamaya geldikten sonra biz bunu sökelim, başka bir kule vinç kuralım gibi bir lüksünüz olmaz. Kaldı ki bizim projemizin özelliğinden dolayı İstanbul Finans Merkezi’nde 13 tane paydaş var, komşu parsellerle aramızda 20 cm’lik bir dilatasyon var. Onlarla kule vinçlerin çok iyi koordine edilmesi, birbirlerine çarpmaması , aynı kotlarda çalışmaması gerekiyor. İşte bunlar hep projenin en başında çalışılması gereken bir iş yapım yöntemi koyarak planlanması gereken önemli başlıklardır. Gerçekten çok önemli projenin bir aşamasına geldiğiniz zaman sıkıntı yaşayabiliyorsunuz, her şeyi önceden öngörmeniz gerekiyor. Zaten mühendislik dediğiniz şey planlamadır. Yoksa inşaat yapmak kolay bir şeydir, bizim farkımız bu planlamayı doğru yapıyor oluşumuzdur. Rüzgar panelleri de hem iş güvenliği için hem de çalışan insanın konforu açısından bu işin olmazsa olmazı. Hem rahat çalışma ortamı sağlıyor, rüzgardan koruyor, hem aşağıya malzeme düşmesini engelliyor, hem de iş güvenliği açısından önemli yer tutuyor.

HALKGYO Finans Merkezi Kuleleri

Projede dış cephe için ne tür teknikler kullanılıyor, bu tekniklerin statik hesaplamalarında cephe malzemeleri nasıl belirleniyor?

Öncelikle mimarların tercihine göre dış cephede kullanılacak sistemle ve kaplama malzemesiyle ilgili, uygulanacak yöntemi seçiyoruz. Biz burada panel sistem kullanacağız, yani cephede yapılacak kaplama, fabrika ortamında, bir atölye ortamında montajı yapılacak. Kule vinç vasıtasıyla kata kaldırılacak, daha sonra cephecilerin kendi vinçleri kata asılacak. Böyle binada uygulanacak en uygun sistemin bu olduğu düşünüldüğü için buna karar verildi. Buna proje aşamasında karar veriliyor zaten sonrasında cephe firmalarıyla beraber çalışılıyor. Ayrıca Türkiye’de şöyle bir durum var, hemen her konuda bu tarz binalarda bir danışmanla çalışmak gerekiyor. Mesela sizin biraz evvel sorduğunuz soruda beton konusunu anlatmıştım, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Sayın Hasan Yıldırım’la beraber çalışıyoruz, danışmanlık hizmeti alıyoruz. Cephe konusunda da işverenin bir danışmanı var. Proje aşamasında sistem belirlendiği için işveren tarafından bir danışmanla çalışılmaktadır.

Daha sonra uygulayacak sistem firmalarıyla mesela Schueco, Reynaers, Sapa olarak seçmeniz gerekiyor. Biz burada Sapa’yı tercih ettik. Bunlar sistem üreten firmalar, bütün hesapları yapıyorlar. Kesitleri de bu hesaplara göre belirleniyor. Tabi öncesinde  siz camı, camın sınıfını, cam kalınlıklarını, bütün tarafların da görüşüyle ortaya koymanız gerekiyor. Bizim binamızda önemli bir unsur da cephedeki yaklaşık 208 metreye kadar taş kaplama yapacağız ve doğal taş olacak.Bu oldukça iddialı bir uygulama. Bu kadar yükseklikte taş kaplama yapılmasının dünyada örnekleri az. Bunu da konversiyonel sistemde biz işverenle görüşerek onu da panel sisteme çevirmek istiyoruz, yani 208 metrede konversiyonel sistem taş kaplama yapmak çok sıkıntılı bir konu. Çalışan için de zor, o işin kontrolünü yapan için de çok zor, malum hata affeden bir konu değil. O cepheden bir taşın düşmesi çok ciddi sorunlara neden olur.

Panel sistemin çok daha kolay kontrol edilebilir, çok daha güvenli ve çok daha hızlı yapılabileceğini düşünüyoruz. Bizim binamızın cephesindeki önemli özelliklerden biri de halatlı sistem, halat germe bir sistem yapacağız. Bu da dünyada çok ender görülen, sayılı bir uygulamadır. New York’ta bir binada bu büyüklükte bir cephe var, 32 metre yükseklğinde 12 metre genişliğinde 4 tane bu tarz cephe olacak. Yani sistemde taşıyıcı olarak halat kullanılıyor, çelik bir çerçeve, bu halatlara cam tutucular bağlanıyor ve camlar yerleştiriliyor. Türkiye’de bu büyüklükte bir cephe kullanılmamış. Bizim cephemizin en önemli özelliği kısmen uygulayacağımız bu sistem olacak.

İnşaat mühendisliği veya mimar arkadaşlarımıza bu yeni dönemde ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

Artık ülkemizdeki üniversitelerin kontenjanlarına baktığımız zaman ihtiyaçtan fazla mühendis ve mimar yetiştirildiğini görüyoruz. Piyasada da son dönemde bir daralma var, yurt dışı piyasalarında da bir daralma var. Yani daha önceden yurt dışı çok ciddi bir alternatifken şu anda yurt dışında da işlerin azaldığını görüyoruz, global bir sıkıntı var. O nedenle farklı olmak lazım, bir fark yaratmak lazım, yani ne iş yaparsanız yapın fark yaratmak gerekiyor. O nedenle teknoloji de hayatımıza çok ciddi bir şekilde girdiği için, biz bu mesleğe başladığımızda masamızda bilgisayar yoktu. Sonradan bilgisayar hayatımıza girdi, sonradan biz bu işe adapte olmaya çalıştık, kısmen de başarılı olduk. Yani keşke çok daha önceden gelseydi biz bu teknolojiden çok daha önceden yararlanabilseydik. Ve artık çok farklı programlarla çalışılıyor, özellikle 3 boyutlu çalışmayı bilmek çok önemli. Yani 3 boyutlu programlara genç arkadaşlarımızın çok erken adapte olmaları lazım, öğrenmeleri lazım.

“BİM’in Önemi Arttı”

BİM artık Türkiye’de çok yer edinmeye başladı. Kimi kamu ihalelerine BİM Şartnameleri girdi, İstanbul Belediyesi bütün ihalelerinde BİM’e yer veriyor, şartnamelerine koyuyor. Biz de bu projede uyguluyoruz.

Biz de bu projede tanıştık BİM’le, tanıdıkça da keşke çok önceden gelseydi, keşke çok önceden hayatımızda, projelerimizde yer edinseydi diyoruz. O nedenle mesela Revit gibi programları arkadaşlarımızın mutlaka öğrenmesi gerekiyor. Primevera gibi P6 dediğimiz iş programını öğrenmeleri gerekiyor. Sadece bu da yetmiyor, yazılım da öğrenmesi gerekiyor çünkü Revit’i bilmeniz yetmiyor, Dinamo’yu da bilmeniz gerekiyor ki bu da yazılım, BİM’i ancak böyle yapabiliyorsunuz.

Yani genç arkadaşlarımızın mutlaka yazılımı öğrenmesi gerekiyor.Mimarların da bütün mühendislerin de öğrenmesi gerekiyor, çünkü günden güne yazılım hayatımızda daha çok yer edinmeye başladı, daha da çok yer edinecek. Yani bir de bir şekilde bu işi sevmesi gerekiyor, sevmeden de yapılacak bir iş değil. Yoksa mesleğinizin ne olduğu önemli değil, işinizi özenle, severek yapmanız gerekiyor. Yani onun için ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız önemli. Ne kadar istekli yaptığınız önemli ve de ne kadar fark yarattığınız önemli. Mutlaka herkesten bir adım öne geçmeniz gerekiyor. Yabancı dil çok önemli, İngilizce artık olmazsa olmaz standart, gerekli mi gerekli, yeterli mi değil. Fransızca bilmek gerekiyor mesela çünkü Afrika’da çok ciddi potansiyel var. Türkiye inşaatçıları da oldukça aktif Afrika’da ve Fransızca da çok önemli o coğrafyada. Rusça da çok önemli, niye derseniz eski Sovyet Cumhuriyetlerinde hala çok büyük potansiyel var ve onların tamamında Rusça hala kullanılan geçerli bir dil. Yani İngilizcenin yanında bir dil bilmek kesinlikle şart. Tabi mesleki programları söylemiyoruz artık, onlar bu işin olmazsa olmazı.

Teknoloji hızla gelişiyor, inşaat alanında da dünya şirketlerin politikaları büyük oranda teknoloji ve 3 boyutlu sistemlerle iç içe. Peki, Ar-Ge çalışmalarının ülkemizdeki durumu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Ülkemizde çok ciddi ARGE çalışmalarını yapıldığını düşünüyorum, çünkü yaptığımız fabrika ziyaretlerinde, üretim tesisi ziyaretlerinde bunu görüyoruz. İnşaat sektörü halen Türkiye’de ekonomide sürükleyici sektör olduğu için ki şu anki krizin en büyük sebeplerinden birisi inşaat sektörünün durması oldu. Buna bağlı olarak inşaatta kullanılan teknolojiler ve malzemelerde de ciddi yatırımlar var. Yabancıların da çok ciddi yatırımı var. Ciddi ARGE çalışmalarının da yapıldığını düşünüyorum ama yeterli mi, yeterli değil tabi ki. Bu işlerin geliştirilerek devam etmesi lazım, biraz da bu işin üstüne ülke olarak eğilmemiz lazım, daha fazla ağırlık vermeliyiz.

 

Sektörden kişilerle yaptığımız diğer röportajlara da göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Halk GYO devam eden projeleri incelemek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz