PAYLAŞ

PEYZAJ MİMARLIĞI VE SUNAY ERDEM   

Tasarım aşamasında yapılar mı ana öge yoksa çevre verileri mi bilinmez ama birinin diğerinden bağımsız düşünülemeyeceği bir gerçektir. Bazen yapıda karşılaştığımız bir sorunu; doğadan bir öge, bir ağaç, bir çiçek, belki de bir kaya parçası tüm doğallığıyla ve hiçbir objeye negatif etki bırakmadan çözebilir. Bu ve daha  niteliğiyle peyzaj; ne mimariden ne de çevreden soyutlanarak düşünülemez. Peki bu söz konusu çevrenin peyzajdan ne farkı olabilir? Peyzajı mevcut kılan mıdır çevre?

Çevre “kullanıcıyı etkileyen faktörler” olarak tanımlanabilir.. Peyzaj ise “insanlar tarafından algılandığı şekliyle, karakteri tabii veya insani unsurların eyleminin ve etkileşiminin sonucu olan bir alan” şeklinde açıklanmaktadır. Bu perspektikle yola çıkılınca, aralarında çok büyük farklar olduğunu söyleyemesek de algısal olarak küçük nüanslardan bahsedebiliriz. Zira çevre tabiri, kullanıcı konumuna göre şekil alabilirken peyzaj; sabit olarak kalabilmekte ve neden olduğu birçok algı sayesinde daha etkili olabilmektedir.

Kuramsal olarak düşündüğümüzde peyzaj için aynı zamanda bir “mekan”dır diyebiliriz. Ancak, apayrı bir “mekan çeşidi”dir konusu tartışılır. Bununla beraber, mekanımızı yaşatacak, onu daha anlamlı bir hale getirecek kişi peyzaj mimarıdır. Gün gelir peyzajı, başlı başına bir peyzajla anlamlandırırken; gün gelir var olan ya da yapılacak olan yapıyı kendi kurgusunun ürünü olan peyzajla anlamlandırır. Anlamını katabilmesi için elinde öyle güzel olanaklar vardır ki bir bakmışsınız tamamen yapay bir eseri doğayla iç içe geçirerek onun bir parçası haline getirmiş; bir bakmışsınız doğanın içinde kaybolmuş mimariyi, olduğu gibi gün yüzüne çıkarmıştır. Bunlar ve daha birçok imkanlara sahip olan günümüz peyzaj mimarlarından bir örnek verecek olursak, hiç şüphe yok ki Sunay Erdem buna en güzel örneklerden biridir.

1971 Bulgaristan doğumlu Türk mimar Sunay Erdem, Ankara Üniversitesi’nden Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezun oldu. 1998 yılında kardeşi mimar Günay Erdem ile ortaklaşa Erdem Mimarlık şirketini kurmalarının ardından Sunay Erdem yurt içi ve yurt dışında, birçok kentsel tasarım projesinde yer aldı. 1992 yılında kurulan Erdem Mimarlık’ın İstanbul,Ankara ve New York’ta mimarlık ofisleri bulunmaktadır.

Bu ofisler, kentsel tasarımdan, peyzaj mimarlığından küçük ölçekli projelere kadar çok çeşitli projeler üretmekte ve Reykjavik, Vancouver, La Spezia, Riverton, Orlando, New York, San Francisco, Musul, Nogales’te açılan uluslararası mimarlık yarışmalarında birincilik ödüllerine layık görüldü.

ESKİZLER

Uluslararası Sketch Showdown Yarışması
Tosbağa Dere Rekreasyon Alanı Fikir Projesi Yarışması

 

 

Mimarlık alanında trans-disipliner uygulamalar ve dijital yöntemlerin yükselişiyle birlikte eskizler de derinden değişime uğramış vaziyette. Eskizin izleyicide oluşturduğu algının hala geçerli olması, birçok tasarımcının eskizi yeniden ele almasını ve bu çizim yönteminin tarihsel rolünü devam ettirmesini sağlıyor. Gelişmekte olan bu yeni diyalog, 21. yüzyılın yenilikleri ile geleneksel arasında benzersiz bir sinerji ortaya çıkarıyor. Mimarlıkta geleneksel olan serbest el sunumunu nadir kullananlardan olan Sunay Erdem’in 1992-2018 yılları arasında 800’e yakın çizdiği serbest el skeçleri, perspektifleri bulunmakta ve devam eden geleneksellikten ödün vermemiş mimari çizgilerinin yansımalarını eskizel çalışmalarında bize doğrudan hissettirmektedir.

‘Özgürlük Parkı’ projesiyle isminden bir çok ülkede söz ettirmiş olan Sunay Erdem,  ‘Duvarları Yık’ adı altında gerçekleştirilen Nogales şehrinde ”Halkın Seçimi Ödülü”ne layık görüldü. Proje aslında mimarın peyzaja yönelik kendi izlerini barındırmasından çok, mesaj içeren bir projenin parçası olmasıyla da bizde kendi çizgisini hissettirememesine neden olmuştur. Eskizlerindeki gelenekselliğin parçası olan serbest el sunumu başarılı kullanarak ve hayal gücünün yansıması olan eskizel çalışmalarını çizgi, ton, renk gibi  mimari ögelerle  başarılı betimlemeler yapmasına rağmen ‘Özgürlük Parkı’ projesinde aynı farkındalığı görememişizdir.

 

Yazarın diğer yazılarını okumak için tıklayınız.

 

Mimarlar Ne Der Trakya Üniversitesi Buluşması

PAYLAŞ
Önceki makaleBeklenen Felaket: Deprem
Ölçeğin insan olduğu mimarlık, toplumsal bir eylem olmasının yanında mimarlık kültürüne dahil olan, muhatap olan herkesin, kentlinin ortak ürünüdür. Kentte söz sahibi olan insan, günümüz yapılaşmış çevresine ne kadar duyarlıdır? Toplum düzeyinde mimarlık bilinci oluşmadığı sürece gerçek manada iyi tasarlanmış kentler ve kaliteli bir çevre oluşması da mümkün değildir. Bu bilincin oluşmasında mimarlık öğrencilerinin rolü oldukça önemlidir. Bu sorumluluğu edinen bizler, mimarların kente, kentliye, bizlere neler dediklerini tartışmak ve üzerine bir şeyler koymak üzere “Mimarlar Ne Der +? “ tartışma serisini düzenliyoruz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz