PAYLAŞ

Öncelikle StructPedia ailesini kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Röportajımıza başlamadan önce sizleri tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz?

Ben de sizlere, bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. 1969 yılında doğdum. T.E.D. Ankara Koleji ve Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’ndeki eğitimlerimin ardından Y.Ö.K. bursuyla gittiğim A.B.D.’nin Chicago kentinde yer alan Illinois Institute of Technology’den yüksek mimar ünvanıyla mezun oldum. Yüksek yapıların doğduğu kent olan Chicago, zengin mimari kültürüyle gerek karma kullanımlı yüksek yapılar üzerine hazırladığım tez projem gerekse genel mimari kültürümün gelişimi için sonradan yararını çok göreceğim olanaklar sundu. Halen, HalkGYO’da mimari işler yönetmeni olarak çalışıyorum; aynı zamanda Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak mimari proje stüdyosu yürütücülüğü yapıyorum.

Peki iş hayatınızda hangi projelerde çalıştınız? Bu zamana kadar ne tür zorluklarla karşılaştınız anlatabilir misiniz?

Çalışma yaşamım, Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’ndeki kısa süreli araştırma görevliliğimi saymazsak, devlet bursuyla yaptığım yurtdışı eğitimimin gereği olan mecburi hizmetimle başladı. Mecburi hizmetim sırasında, Gebze Teknik Üniversitesi’nin (o zamanki adıyla Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü) Çayırova Kampüs’ündeki çeşitli yapıların tasarım ve inşaat kontrollüğü süreçlerinde yer aldım. Mesleğimin henüz başında, tasarladığım yapıların inşaatını da yakından gözlemleme fırsatı veren bu dönem oldukça eğiticiydi. Ancak, yapım yöntemleri ve standartları açısından sıradan sayılabilecek bu deneyim yeterince tatmin edici değildi. Bu nedenle, mecburi hizmet süremin de bitmesiyle beraber daha nitelikli projelerde çalışma fırsatlarını araştırmaya başladım ve her zaman saygıyla hatırlayacağım Sayın Taner Soyak sayesinde adı şu anda QNB Finansbank olan Soyak Kristal Kule projesinde tasarım koordinatörü olarak görevlendirildim. Amerikalı Pei Cobb Freed, Thornton Tomasetti, JB&B gibi tanınmış firmalarca tasarlanan bu sıra dışı A+ gayrimenkul geliştirme projesi, hem yatırım kararlarının tasarım sürecini nasıl yönlendirdiğini görmek hem de en üst düzey tasarım standartlarını öğrenmek açılarından ikinci bir mastır gibiydi. Oldukça eğitici ve zevkli olmasına rağmen, tasarlamak ve tasarladıklarının inşa edildiğini görmek isteyen bir mimar olarak yerimin bir inşaat firması olmadığına karar verdim. Böylece, Arup, Era Mimarlık ve Seyaş/Aecom ortaklığı gibi tanınmış firmalar bünyesinde gerçekleştirdiğim mimarlık faaliyetlerim başladı. Bu süreçte içinde bulunduğum konut, alışveriş merkezleri, sanayi ve ofis yapıları gibi projelerin içinde en heyecan verici olanlarından biri Uluslararası İstanbul Finans Merkezi Halk GYO kuleleridir. Projeyle bağım altı yıl önce Soyak/Aecom ortaklığında tasarım sorumlusu olarak başladı ve şu anda da Halk GYO’da mimari işler yönetmeni olarak devam ediyor.
Karşılaştığım zorluklarla ilgili soruyu projeye özgü ve mesleki olanlar olarak ikiye ayırmak gerekir. Proje özelindeki zorluklar aslında mimarlığın var olma alanı olduğu için çoğu zaman işin zevkli yanını oluşturuyor. Projenin kendine özgü koşulları içinde çözüm üretebilme becerimin sınanması çok hoşuma gidiyor.

Buna karşılık, ülkemizde yapım standartları ve yönetmeliklerinin henüz istenilen sayı ve nitelikte olmaması, denetim mekanizmalarının yetersiz kalması gibi nedenlerle üretilen yapı kalitesinin düşüklüğü mesleki anlamda karşımızdaki en büyük sorun. Deprem, yangın, güvenlik, engelli erişimi, enerji etkinliği ve fiziksel konfora ilişkin yasal düzenlemelerdeki eksiklikler, açıklar veya denetime ilişkin aksaklıklar mimarın temel sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmesini engellediği gibi mesleğimizi oldukça soyut bir çerçeveye indirgeyerek önemini de azaltıyor. Yapı stoğunun çok küçük bir bölümünü oluşturan Halk GYO kuleleri gibi prestij yapılarında çoğu zaman yasal mecburiyet olmadığı halde işveren talebiyle sağlanan uluslararası standartların hızla yönetmeliklere dönüşerek yaygınlaştırılması gerekmektedir. Buna bağlı olarak, yapı sektöründe yer alan mesleklere ait sorumlulukların tanımlanarak artırılması; mesleki yeterliliği ölçecek mekanizmalar yoluyla bu meslekleri icra edecek kişilerin niteliklerinin belli standartlara bağlanması sağlanmalıdır.

Uluslararası İstanbul Finans Merkezi projesinde HALKGYO kulelerinin tasarımını yönlendiren faktörler nelerdir?

UIFM projesi bir mastır plan çerçevesinde yürümekte olduğundan, HalkGYO kulelerine ait bir takım kütlesel veriler önceden belirlenmiş, kulelerin konumu da merkezin ana meydanının Güneydoğu ucunu tanımlayacak şekilde sabitlenmişti. Bu verilerden hareketle proje, ana meydana girişi tanımlayacak bir kapı oluşturan simetrik iki kütle şeklinde tasarlandı ve meydana geçiş etkisini güçlendirmek üzere her iki podyum bloğunun ön cepheleri eğimli olarak ele alındı. Söz konusu podyum blokları ve kuleler arasında önerilen atriumlar yoluyla da hem içeri giren doğal ışık miktarı artırıldı hem de mekânsal anlamda zengin birer giriş elde edilmiş oldu. Son olarak, kule boyunca geri çekmelerle yaratılan ritim sayesinde yapı kendine özgü karakterine kavuştu.

Yukarıda bahsedilen ana kararlara ek olarak, Halk GYO tarafından belirlenen verimlilik, sadelik, uluslararası A+ ofis ticari gereklerine ve inşaat standartlarına uyum, yüksek düzeyde enerji etkinliği gibi kriterler tasarımın diğer belirleyici faktörlerini oluşturmuştur.

⦁ Projenin çevresel konumu ve konumlandırılmasını finans merkezi bütününe bakıldığında nasıl buluyorsunuz? Düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

2009 İstanbul Çevre Düzeni Planı’na göre Ataşehir / Kozyatağı bölgesi Anadolu yakası ile Avrupa yakası arasındaki dengeleme stratejisi doğrultusunda 1. derece merkez olarak tanımlanmıştır. UİFM mevcut konumuyla Ümraniye alt merkezi ve Ataşehir / Kozyatağı merkezini birleştirme potansiyeline sahiptir. Ancak mastır planın sadece UİFM alanına ait kısıtlı bir çerçeve içinde ve içine kapanık olarak ele alınmış olması projenin kentsel gücünü azalttığı gibi ekonomik gelişmeye paralel olarak doğacak gelişme olasılıklarını da zorlaştırmaktadır. Özellikle yaya ve bisiklet gibi alternatif ulaşım şekilleri odaklı kentsel süreklilik eksikliğinin sadece bu alana özgü olmayan genel bir sorun olduğu düşünüldüğünde, merkezin çevresiyle bütünleşmesine yönelik çözümler üreterek bölgenin dönüşümünü tetikleyecek daha kapsamlı bir yaklaşımın gündeme gelmesi gerektiği kanısındayım.

Uluslararası İstanbul Finans Merkezi projesi kuşbakışı görünümü.

⦁ Tasarım sürecinden uygulama sürecine kadar olan projedeki yenilikler ve revize olmuş kısımların değiştirilmesi kapsamında mimari ya da statik açıdan ne tür zorluklarla karşılaştınız bahseder misiniz?

Tasarım süreci boyunca UİFM yürütücüleri, işveren, kullanıcı ve tasarımcı arasında düzenli bir bilgi alışverişi sağlandığı için kapsamlı bir revizyon gereği oluşmadı. UİFM projesinin çok paydaşlı ve entegre yapısı nedeniyle doğan uyum sağlama amaçlı kısmi revizyonların da projenin bütünlüğünü bozmadan gerçekleştirilmesi sağlandı. Kaba yapı inşaatının değişiklik taleplerinden en az ölçüde etkilenmesini sağlamak için çoğunlukla mevcut taşıyıcı sistem sınırları içinde çözüm üretilmeye çalışılmaktadır. Proje müelliflerinin inşaat döneminde de hizmet veriyor olmaları bu anlamda işimizi kolaylaştırmaktadır.

İş verenin ya da müşterinin proje bitiminde sizden istedikleri doğrultusunda tasarım olarak taviz verdiğiniz durumlar oldu mu? Bu süreçte tasarladığınız yapıya olumlu olumsuz ne gibi etkiler meydana getirdi?

Bir önceki soruda da bahsettiğim gibi proje süresince paydaşlar arasında iyi bir iş birliği kurulduğundan taviz olarak adlandırılabilecek değişiklikler oluşmadı. Kurumsal yapılarda karar alma süreçleri oldukça rasyonel temellere oturduğundan ve dolayısıyla verilmiş onaylardan geriye dönüş nadir görüldüğünden gelen değişiklik talepleri haklı gerekçelere dayanmaktaydı. Bu nedenle, projenin ana tasarım kararları ve ihale şartlarından sapmadan çözüm üretilmesi zor olmadı.

⦁ Hayalini kuruduğunuzda veya tasarımını düşünceler doğrultusunda Geliştirdiğiniz mimari projenin hayata geçmesi size neler hissettiriyor paylaşır mısınız?

Halk GYO kuleleri dış görünüm.

Doğal olarak uzun bir süre emek verdiğiniz bir projenin yükseliyor olması oldukça heyecan verici. Özellikle, benim için yeni olan bazı özelliklerin inşa edilmesini dört gözle bekliyorum. Bunların arasında, 32 metre yüksekliğindeki kablo taşıyıcılı cam atrium cepheleri, ayarlanabilir “double deck” asansörler, yaklaşık 140 m2’lik entegre medya cephe ve 200 metre yüksekliğe kadar döşenecek cephe taş kaplamaları var. Öte yandan, bu tür uzun projelerde bina bitmeden gözünüzde eskiyebiliyor. Bakış açınızdaki gelişmeler nedeniyle keşke şöyle yapsaydık dediğiniz durumlar veya o dönem için ilk olacağını düşündüğünüz bazı yenilikler çoktan başka bir yapıda inşa edilmiş olabiliyor.

⦁ İnşaat mühendisliği veya mimar arkadaşlarımıza bu yeni dönemde ne gibi tavsiyeleriniz olabilir?

Endüstri 4.0 olarak adlandırılan yeni bir dönemin içindeyiz. Bir yandan, dünyada yapı tasarımı ve üretimi açısından yerleşmiş alışkanlıklar hızla değişirken, diğer yandan, daha önce de değindiğim gibi ülkemizde henüz-inşa edilen bütün binalar bağlamında-tam anlamıyla güvenli, konforlu ve enerji etkin yapılar elde edebilmekten uzağız. Hep birlikte öncelikli görevlerimiz, meslek insanlarının ehil olduğunu ölçecek güvenilir bir değerlendirme yönteminin kurulmasının sağlanması, yapım yönetmeliklerinin sayısının ve niteliğinin artırılması ve denetleyici mekanizmaların güçlendirilmesi olmalıdır. Ancak bu şekilde mesleklerimizin temel gereklerini yerine getirerek gerçek değerine ulaşmasını sağlayabiliriz. Zaten yapay zeka ve dijital üretim teknikleri sayesinde görevlerimizin rutin ve manuel kısımlarına duyulan ihtiyaç hızla yok olurken, değeri kendinden menkul soyut bir çerçeveye indirgenmiş becerilerin ne topluma ne de kendimize faydası olacaktır.

Bütün bu aksaklıklara karşın, sektörün küçük bir bölümünde dünyadaki gelişmelere paralel oldukça nitelikli faaliyetlerin de söz konusu olduğunu hatırlatmalıyım. Bunların içinde yer alabilmek içinse okullarda edinilen temel eğitimin yetersiz kalacağını söylemeye gerek yok sanırım. Yeni formların üretilmesi, parametrik tasarım, yapı bilgi modellemesi ve süreç verimliliğinin sağlanması, enerji etkinliği, dijital yapım yöntemleri gibi kavramlar tasarım, proje yönetimi, ihale şekilleri ve inşaat yöntemlerinde köklü değişiklikleri de beraberinde getirmekte. Bütün bunlara ayak uydurabilmek için artık programlama becerileri de gerekmekte. Yapıların soyut değerleri kadar ölçülebilir performanslarının da önemli olduğu yeni bir anlayış söz konusu.

Bütün bunların yanında başarılı olmak için gereken merak, disiplin gibi temel şartları saymıyorum. Ayrıca, okumak, farklı ilgi alanlarına sahip olmak ve yabancı dilleri öğrenmek dünyayı tanımanızı kolaylaştırarak mesleki becerilerinizin ötesine geçmenizi sağlayacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz