PAYLAŞ

Türkiye Deprem Yönetmeliği’nin Tarihçesi

İlk deprem yönetmeliği, 1939 Erzincan depreminin ardından 1940 yılında yürürlüğe girmiştir. İlk yönetmelik, bölgelerden bağımsız olarak her bölge için aynı olarak hazırlanmıştır. 1942 yılında deprem haritasının hazırlanmasıyla 1947 yılından itibaren hazırlanan yönetmeliklerde deprem hesabı yapının bulunduğu bölgelere göre ayrı ayrı yapılmıştır.

İlk kez 1968 yönetmeliğinde betonarme yapı elemanlarının minimum boyutlarına dair sınırlandırmalar getirilmiştir. Sünek yapılarla ilgili detaylara ise ilk kez 1975 yılında yer verilmiştir. 1997 yılındaki yönetmelikte iste sünek yapılara ilişkin detayların uygulanması binalar için zorunlu hale getirilmiştir.

Günümüzde kullanılan 2007 deprem yürütmeliğinde bulunan hesap ve tasarım kurallarının birçoğu 1997 yönetmeliğiyle birlikte kullanılmaya başlanmıştır. 1997 yönetmeliğindeki çelik binalar için önerilen tasarım 2007 yılında daha da detaylandırılmıştır, 2007 yılındaki yönetmeliğe mevcut binaların güçlendirilmesi eklenmiştir.

 

2016 DEPREM YÖNETMELİĞİ

Yönetmeliğin Yenilenme İhtiyacı

2007 yönetmeliği, 1997 ile pek bir farklılık içermediği için 20 yılda deprem mühendisliği alanındaki kazanımlar yönetmeliğe yansıtılamamıştır. Ayrıca modern yapım metotları ve son dönemlerde hızla artmakta olan yüksek binalarla ilgili inşaat sektöründeki gelişmeler yeni yönetmelikle değerlendirilme ihtiyacına yol açmıştır. Bunlarla birlikte  yönetmeliği uygulayan mühendislerden tarafından tespit edilmiş olumsuzlukların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

2007 Yönetmeliğine Göre Farklılıklar

Yeni yönetmelikte özel uzmanlık gerektiren konular için mesleki yetkinliği bulunan uzmanlardan hizmet alma şartı getirilmiştir. Bu konular:

– Sahaya özel deprem tehlikesi ve zemin davranışı analizleri,

– Zaman tanım alanında doğrusal olmayan hesap yöntemi,

– Yeni yönetmeliğe göre yüksek bina sınıfına giren binaların tasarımı,

– Yalıtımlı binaların deprem hesabı ve tasarımı,

– Zaman tanım alanında doğrusal olmayan yapı-kazık-zemin etkileşimi.

Bu konularda hizmet verecek uzmanların nasıl belirleneceği, ne gibi şartları sağlaması gerektiği yeni yönetmelikte detaylı bir şekilde belirtilmiştir.

2007 yönetmeliğinde deprem tehlikelerine göre derecelendirilmiş olan bölgeler bulunmaktaydı. Yeni yönetmelikte yer alan deprem tehlikesi haritalarıyla, bölge kavramları ortadan kalkmıştır. Ss ve S1 değerleri T=0.2 saniye kısa periyot ve T=1.0 saniye uzun periyot bölgelerine karşılık gelen harita spektral ivme kat sayılarıdır. Zemin kat sayılarının spektral ivme kat sayılarıyla çarpımı sonucunda esas ivme spektrum değerleri elde edilecektir.

γF faya yakınlık katsayısını gösterirken, FS ve F1 ise yerel zemin etki katsayılarını göstermektedir.

Yeni yönetim taslağında yapıların sınıflandırılmasına yönelik önceki yönetmelikte bulunmayan kriterlere yer verilmiştir. Bunlardan ilki, Deprem Tasarım Sınıfları (DTS) olarak adlandırılan kısa periyot tasarım ivme spektral katsayısına (SDS) ve bina kullanım sınıfına (BKS) göre yapılan sınıflandırmadır. Buna göre binaların DTS değeri SDS değerlerine göre beklenen yer hareket seviyesi en yüksekten en düşüğe olacak şekilde 1, 2, 3 veya 4 değerlerinden birini almaktadır. Eğer bina, BKS=1 sınıfında yer alıyorsa bu değerin yanına “a” harfi eklenerek DTS değeri 1a, 2a ve benzeri şekilde adlandırılacaktır. Böylece 1a sınıfı en kritik tasarım kurallarını içermek üzere 1a’dan 4’e kadar toplamda sekiz adet deprem tasarım sınıfı meydana gelmiş olacaktır.

Bina Yükseklik Sınıfları

Bina Yükseklik Sınıfları(BYS), bina yüksekliği ve deprem tasarım sınıfına bağlı olarak 1 ile 8 arasında değerler almaktadır. BYS = 1 en yüksek bina sınıfını temsil etmektedir. Yüksek bina kabul edilme sınırı deprem tasarım sınıfı 1a’dan 2’ye kadar olan binalar için 70 m; deprem tasarım sınıfı 3a / 3 olan binalar için 91 m ve deprem tasarım sınıfı 4a / 4 olan binalar için 105 m olarak belirlenmiştir. Buna göre mevcut yönetmeliğe göre 1. derece deprem bölgesinde yer alan ve kat yüksekliği 3 m olan 25 katlı bir konut binası yeni yönetmelikle birlikte özel tasarım şartlarına tabi olacaktır. Aynı şekilde 3. veya 4. derece deprem bölgesinde bulunan 35 katlı konut binası da yüksek katlı bina olarak değerlendirilecek ve buna göre tasarlanacaktır.

Yeni yönetmelik taslağında bina performans düzeyleri; kesintisiz kullanım(KK), hemen kullanım(HK), can güvenliği(CG), ve göçmenin önlenmesi(GÖ) olarak 4 farklı kategoride gruplandırılmıştır. 2007’deki yönetmelikte sadece mevcut binaların değerlendirilmesi için kullanılan performans düzeyleri, yeni yönetmelikle birlikte yeni yapılacak binaların kriterleri arasına girmiştir. Yeni binaların tasarımı veya mevcut binaların değerlendirilmesi için deprem tasarım sınıfı ve bina yükseklik sınıfına bağlı olarak yaklaşım seçilecektir.

Yeni yönetmelikte Dayanıma Göre Yaklaşım (DGT) ve  Şekil Değiştirmeye Göre Değerlenme ve Tasarım(ŞGDT) olarak iki tasarım yaklaşımı belirlenmiştir. Mevcut binalar, yüksek binalar ve yalıtımlı binaların haricindeki binalarda DGT ilkesi kullanılacaktır. DGT’ye dair en belirgin değişiklik, taşıyıcı sistem davranış katsayısı (R) ile birlikte dayanım fazlalığı katsayısı (D)’nin de göz önünde bulundurulmaya başlanmasıdır.

ŞGDT:
  • Tek Modlu İtme Yöntemleri, Bina Yükseklik Sınıfı BYS ≥5 olan ve belirli koşulları sağlayan binalar için kullanılabilir.
  • Çok Modlu İtme Yöntemleri ise BYS ≥2 olan tüm binalar için kullanılabilir.
  • Zaman Tanım Alanında Doğrusal Olmayan Hesap Yöntemi, tüm binaların deprem hesabında kullanılabilir. Bu yöntemin Bölüm 13’e göre yüksek binalar için kullanımı zorunludur.
DTS ve BYS’ye göre bina yükseklikleri

 

Bu yazımda Sayın Gökhan Tunç ve Sayın Tuğrul Tanfener tarafından hazırlanan “2007 ve 2016 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliklerinin Örneklerle Mukayesesi” makalesinden faydalandım. Makaleye ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen isminizi buraya giriniz